Kırmızı Benekli Kelebek

kirmizi-benekli-kelebek_masal

Kırmızı Benekli Kelebek Masalı

O gün dışarı da hava çok sıcaktı. Oya çiçek toplamak için kırlara çıkmıştı. Çiçek toplarken çok yorulduğunu hissetti ve bir ağaca yaslandı derin bir nefes aldı. Ama bir den uyuya kaldı Ve bir rüya gördü.

Rüyasında kırmızı benekli bir kelebek ona şarkı söylüyor ve dans ediyordu. Oya ise bu kelebeğin dans etmesini büyük bir hayran olarak izlemeye başladı. Şarkılarını da can kulağı ile dinledi.

Uykusundan uyandığında ise kırmızı benekli kelebeği göremedi.

Oya hemen eve gidip annesine durumu anlattı, ve ona sordu.

-Anneciğim kırmızı benekli kelebek nerede sordu

Annesi

Ne kelebeği diye sordu.

Oya

Kırmızı benekli güzel bir kelebek.O kelebek bana şarkı söyledi

Oya nın annesi bu duruma güldü

-Sen herhalde bir rüya gördün kırmızı benekli kelebek sadece bir rüya kelebeğidir dedi.

Oya birden onun kanatlarında parlayan yıldızları hatırladı ve sonra

– O kelebek mutlaka gerçek olmalı ben onu bulmaya gideceğim dedi.

Oya bunu ilk önce arkadaşlarına sordu.

-Kırmızı benekli kelebeği gördünüz mü

Arkadaşları

-Hayır öyle bir kelebek olamaz demişler.

Ama oya her yerde kırmızı benekli kelebeği aramaya devam etmiş. Gittikçe bir kartalın yuvasına gelmişti. Kartal orada tek başına oturuyordu.

Oya bütün gün kırmızı benekli kelebeği aramış, ama ona bir türlü ulaşamamış. Sonunda çok geç olmadan evine geri dönmüş fakat çok yorulmuş. Hemen yatmak için odasına gitti ve uyumaya başladı.

Rüyasında kırmızı benekli kelebek oya ya yine dans ediyor ve ona şarkılar söylüyordu.

Oya kelebeğe sordu.

-Bütün gün seni aradım neredeydin

Kelebek bu soruya cevap vermedi. Sonra dans etmeye devam etti.

Sabah olunca oya durumu babasına da anlattı.

Babası da ona

-Sen herhalde bir rüya gömüş olmalısın. Çünkü kırmızı benekli bir kelebek olamaz dedi

Fakat oya diretti

-Ben bu kelebeğin gerçek olduğuna inanıyorum. onu arayıp bulacağım dedi.

Oya daha sonra yine bütün gün kırmızı benekli kelebeği aradı. Ama yine bulamadı. Eve döndüğü zaman çoktan gece olmuştu ve gökyüzünde yıldızlar parlamaya başlamıştı. Oya birden kırmızı kelebeğin kanatlarındaki yıldızları düşündü.

-Eğer uyursam belki yine kırmızı benekli kelebeği görebilirim

Ama o gece rüyasında kırmızı benekli kelebeği göremedi.Bir dere kenarını ve orada yüzen güzel ördekleri gördü.

Ertesi sabah oya hemen dere kenarına doğru yürüdü. Sonra birden bire dans eden ve şarkı söyleyen kırmızı benekli kelebeği gördü Oya hemen sevinç içinde bağırdı.

-Ben senin gerçek bir kelebek olduğunu biliyordum.Benimle arkadaş ol beraber oynayalım demiş

Kelebek hemen oya nın avucuna kondu daha sonra oya onu eve götürdü önce annesine ve sonrada arkadaşlarına gösterdi.

Bir arkadaşların dan biri olan afacan kelebeği avucuna aldı.Ona bir şarkı söyletti daha sonra beraber dans ettiler.

Oya bu yüzden afacana çok kızdı.

-Onun senin ile oynamasına izin veremem çünkü o kelebek benim kelebeğim dedi.

Afacan

Lütfen biraz benimle kalsın diye oyadan rica etti.

Ama oya

-Bu imkansız çünkü o benim kelebeğim dedi ve kelebeği alarak gitti

Oya dere boyunca yürümeye devam etti.Yorulduğu zaman kartalın yuvasına oturdu. Fakat kartal yuvasında yoktu.Oya kelebeğe

-Haydi güzel kelebeğim,Şimdi benim için bir şarkı söyleyip dans et. dedi

Dedi ama kelebek hiç yerinden kıpırdamadı. Bütün gün bir çalının üstünde konup orada durdu.

Oya kelebeği orada bırakıp hemen eve gitti ve annesine olanları anlattı.

Annesi de ona

-Onun arkadaşların ile oynamasına izin vermen lazımdı.Çünkü sevdiğin bir şeyi arkadaşların ile paylaşmayı öğrenmeli ve bunu yapmalısın dedi

Oya annesinin bu sözlerine hak verdi.

-Peki anne haklısın bundan sonra bir kız olacağım ve sevdiğim bir şeyi paylaşacağım. dedi.

Daha sonra hemen kartalın yuvasına gitti.Fakat ne yazık kelebek yerinde yoktu.Herhalde kartal onu yemişti.

Oya bu duruma çok üzüldü ve yaptığı bu kötülükten de çok utandı. Bundan sonra iyi bir kız olacağına dair kendi kendine bir karar verdi

Bir kaç gün sonra oya yine kırda çiçek toplamaya çıktı.Daha sonra da yine bir ağacın altında uyumaya başladı,rüyasında yine o kırmızı benekli kelebeği gördü.Buna çok sevindi.

-Geldiğin için sana çok teşekkür ederim git benim arkadaşlarımla da oyna onlar da şarkı söyleyip dans et dedi.

Kırmızı benekli kelebek ise oya nın dediklerini yaptı

Tilki ile Horoz

tilki-ile-horoz

Tilki ile Horoz Masalı

Akıllı mı akıllı bir horoz, ağacın tepesine tünemiş etrafı izliyormuş. Yoldan geçen kurnaz tilki onu görmüş ve acıkmış karnını doyurmak için bir şeyler uydurmuş aklından. Ağacın altına gelmiş ve “Horoz kardeş! Bütün hayvanlar barışmaya karar verdi duymadın mı?

Duymadıysan da işte geldim, sana haber getirdim. Haydi, in aşağı da öpüşüp barışalım. Gidip kümestekilere de haber veririz, kucaklaşırız. Daha gidip karşı köydeki hayvanlara da müjdeyi vereceğim!” demiş.

Tilki bu sırada, “Ne de güzel bir şey buldum! Şimdi bu aptal horoz ağacın tepesinden inecek ve ben de karnımı bir güzel doyuracağım!” diye geçiriyormuş aklından.

Akıllı horoz, tilkinin ne yapmaya çalıştığını anlamış. Ona yemek olmaya hiç niyeti yokmuş. Aşağıya doğru eğilmiş ve “Tilki kardeş! Bu duruma ne kadar sevindim bilemezsin! Hele buralara kadar gelip bizlere haber vermenden nasıl mutlu oldum anlatamam. Bak, karşıdan iki tane kurt geliyor! Onlar da haber vermek istediler herhalde. Buradan ineyim de hep beraber kutlayalım bu barışı!” demiş.

Tilki, gerçekten kurtlar geliyor mu diye arkasına bile bakmadan “Hoşça kal! Benim gitmem gerek,” demiş ve uzaklaşmış telaşla. Ormanın derinliklerine doğru gitmiş ve gözden kaybolmuş.
Kurnaz tilkiyi alt eden akıllı horoz ise gurulanmış ve olduğu yerden onun gittiği tarafa bakıp kıs kıs gülmüş.

İyi Komşu Kötü Komşu

iyi-komsu-kotu-komsu

İyi Komşu Kötü Komşu Masalı

Yılan ile yengeç komşuydu. İyi bir komşu olan yengeç iki de bir yılanı uyarıyormuş.

-Bak, biz komşuyuz. Birbirimize bir kötülük etmeden geçinip gidelim. Hem kötülük ten ne sana yarar gelir ne de bana dedi. Fakat kötülük yılanın kanında var o yüzden hiç durur mu?

-Ah bir açığını bulsam şu yengecin hakkından gelsem ne güzel olur diye düşünürdü.

Yengeç sonra baktı ki bu iş olacak gibi değil. Sonun da yılanı uyurken kıskıvrak bastırdı ve öldürdü. Kıvır kıvır olan yılan ölünce bir ip gibi dosdoğru uzandı kaldı.

Yengeç onun bu halini görünce baktı baktı:

-Be yılan dedi. Bu insanlığını, bu dosdoğruluğunu sağken yapsaydın da şimdi ölmesen olmaz mıydı.

Kötüler iyilik yaparken herkesi canından bezdirirler.

Keloğlan ile Padişah

keloglan-ile-padisah-masali

Keloğlan ile Padişah Masalı

Masal masal içinde Keloğlan var bu masalın içinde.. Bir zamanlar bir keloğlan vardı. Bu keloğlan büyüdü gelişti iyi,mert bir delikanlı oldu. Ama keloğlan çalışmayı hiç sevmez ve boş boş gezerdi. Zavallı annesi de oğluna git çalış para kazan dedikçe keloğlan;

-Para benim neyime değme ana değme benim keyfime yazık olur emeğime et doldur tabağıma derdi.

Günlerden bir gün keloğlan bir iftiraya uğramış. Kolcu ya yakalanmamak için hemen dağlara kaçtı. O yörenin beyi keloğlanı altınlarımı çaldı diye suçladı. Beyin baskısından yıllardır bıkıp usanan köylüler ise keloğlana ekmek ve yemek götürerek onun dağları mesken tutmasını sağladılar.Bir,iki derken karın tokluğuna tarlada çalışmak istemeyen on köylü hemen keloğlanın çevresinde saf tutu. Ve sonra da onun gücüne güç kattı. Sonra bir gün adamları ile düze inerek beyi sindirip korkuttu. Tarlalarda çalışan köylüler ise hemen keloğlanın yanına gelerek.

-Sen çok yaşa keloğlan emmi diye bağırdılar. Kolcular keloğlanın etrafını sarınca da hemen araya girerek keloğlanı dağa kaçırdılar.

Olanlardan haberi olan ülkenin padişahı tebdil kıyafet giyerek köylüler ile konuştu. Keloğlan ile tanıştı. Onun iftiraya uğradığını hemen anladı.Sonradan kimliğini açıkladı. ve keloğlanı sarayına davet etti.Sarayda padişahın güzeller güzeli kızını gören keloğlan kıza aşık oldu. Kız ününü duyduğu keloğlanı görür göremez hemen sevdi. Sonra ki keloğlan annesi ile birlikte saraya gelerek padişahtan kızını istedi. Padişah kızını keloğlana verdi.

Düğün günü bey kenarda eğlenceleri izlerken onun baskısından kurtulan köylüler hem oynadılar hem de eğlendiler. Yıllar sonra bile çocuklarına ,torunlarına keloğlan dağlar padişahı diye bu anılarını anlattılar.

Tilki ile Leylek Masalı

tilki-ile-leylek

Tilki ile Leylek Masalı

Tilkinin bir gün iyilik yapacağı tuttu ve leyleği yemeğe davet etti.

-Ama dedi tilki bizde misafir umduğunu değil bulduğunu yer

Meğer tilkinin cimrisi hepsinden beter.Tilki hemen bir kaşık ve bir çorba çıkardı ve afiyet ile yedi.Tilki uzun gagası ile yemeği yemeğe çalışırken.Tilki hepsini bir solukta bitirdi.

Leylek bu duruma çok kızdı ama çekti hepsini sineye.

Kısa bir zaman sonra oda tilkiyi yemeğe davet etti.

-hay hay dedi tilki nasıl gelmem ben dostlarıma naz etmeyi sevmem .

Tilki yemeğe tam saatinde geldi.Leyleğe türlü türlü diller döktü şu güzel bu güzel yemeğin kokusu.

Gel iştahım gel.Ama gerçi tilkilerin iştahı pek nazlı değildi ama et kokusu başka bir şeydi.

-Bu kuşbaşı galiba dedi tilki

Bayılırdı tilki böylesine. Hele bir de et kıvamında pişmişse

Derken yemek sofraya geldi fakat nasıl geldi.Kokusunu al eti arada bul Et dar boğazlı upuzun bir çömlek içinde ve tam leyleğin gagasına göre. Tilki burunu çömleğin içine burgu etse de nafile . Hemen kuyruğunu kıstı sonra da evine döndü.

Aç kaldığına mı yansın yoksa bir kuşa rezil olduğuna mı?

Kurt ile At Masalı

kurt-ile-at

Kurt, Koyun, Keçi ve At Masalı

Bir zamanlar bir koyun, bir keçi, bir at ve bir de kurt varmış. Bir gün keçi ile koyun aç oldukları için kırda dolaşmaya ve yayılmaya çıkmışlar,o sırada bir kurda rastlamışlar ve korkup durmuşlar.

kurt

-Koyun kardeş ben seni yiyeceğim,çünkü karnım çok aç demiş

Bunun üzerine koyun

-Beni bulmuşsun ye istersen beni ama benim senden bir ricam var.Sen beni şimdi yeme önünde biraz oynayıp, birazcık da pehlivanlık edeyim beni ondan sonra ye demiş.

Kurt da koyunun bu isteğini kabul etmiş.Koyun önce sağdan sola sonra soldan sağa zıplamış.Daha sonra ise bir taraf dan bir tarafa koşmuş durmuş. Kurt da hep böyle koyunun çevresinde dolanıp onu izlemiş. Koyunda şöyle yapmış böyle yapmış sonun da bırakıp kaçmış.Kurt beklemiş beklemiş ama koyun gelmemiş.

Kurt hemen onu aramaya koyulmuş fakat bir türlü koyunu bulamamış. Oradan geçerken yolda bir keçiye rastlamış. Kurt koyuna o kadar sinirlenmiş ki koyunda onun elinden kaçtığı için kurt bütün hırsını keçiden çıkarmaya karar vermiş.

Keçiye

-Keçi kardeş benim karnım çok aç seni yiyeceğim demiş.

Keçi

-Sen sadece beni yersen eline ne geçer. Benim iki tane yavrum var onlarda mağarada. Bırak beni gideyim onlara süt vereyim sonra yavrularımı da alıp buraya geleyim. Böylece hepimizi birden ye.Taki beni yedikten sonra yavrum kalmasın yahut yavrularımı yedikten sonra da ben kalmayayım demiş.

Kurt peki demiş.Keçi gitmiş ve mağaraya girmiş. Hemen yavrularını emzirmiş. Sonra onları da alıp başka bir tarafa kaçmış. Kurt beklemiş beklemiş ama keçide gelmemiş. Bunun üzerine kurt kalkıp yollara düşmüş.ve keçiyi dağ bayır aramaya başlamış. Fakat tüm çabalarına rağmen keçiyi bulamamış.

Sonunda ikisini de elinden kaçırdığını anlamış. Daha sonra bir mağaraya gelmiş hemen içeri girmiş. Mağarada bağlı bir at görmüş.

Kurt

-At kardeş seni yiyeceğim

At

-Senin beni yemen zordur. Sen ki ufak bir kurtsun benim gibi kocaman bir atı nasıl yersin demiş.

Kurt

-Yerim demiş

At

-Peki istersen beni ye.Yalınız ayağımın benim ayağımın altında bir kurtuluş yazılıdır demiş

kurt

Nalın nerededir diye sormuş

At

Ayağımın altındadır demiş

Kurt da

-Sen ayağını kaldır da bir göreyim demiş.

Bunun üzerine at ayağını kaldırdı Kurt hemen atın nalın da ki yazıyı görmek için eğilmiş ama eğilmesi ile birlikte at hemen kurdun alınına bir tekme indirmiş

kurt yere düşmüş ve söylenmeye başlamış

Gittim gördüm bir koyun bana pehlivan olacakmış

Gittim gördüm bir keçi ye gitsin işte ne yapacaksın üç keçiyi kandırdı seni akıllı

Geldin gördün bir at yemede yanında yat. Yemeye çalışırsan al işte sana nalı

Masal burada bitmiş bizim at da salına salına yoluna gitmiş.

Minik Kuş Masalı

kus

Minik Kuş Masalı

Avcının biri avlamak için tuzak kurdu. tuzağa küçük bir kuş yakalandı. Avcı minik kuşu görünce çok şaşırdı. çünkü minik kuş konuşuyordu.

Minik kuş

– Ey insanoğlu sen bir çok develer, sığırlar, koyunlar onların etleri ile bile doymadın benim etim ile mi doyacaksın ben senin dişinin kavuğunu bile dolduramam. Şayet beni bırakırsan sana üç tane altın öğüt vereceğim. Bunlar sana daha yararlı olabilir. Bu öğütlerden birini elinde ikincisini şu damın üzerinde üçüncüsünü şu dalın üstünde söyleyeceğim eğer bu öğütlerimi tutarsan bir ömür boyu mutlu olursun demiş

Avcı bu teklifi beğenmiş zaten eti olmayan küçük bir kuş ile nasıl doyacaktı ki kuşun öğüdü belki işe yarayabilirdi.

Avcı

Peki söyle bakalım dedi

Minik Kuş

– Elindeyken vereceğim öğüt şudur olmayacak şeye sakın inanma

Kuş bu birinci öğüdünden sonra avcının elinden karşıdaki damın üzerine kondu.

Minik Kuş

İkinci öğüdüm şu elinden kaçırdığın fırsatlara hiçbir zaman üzülme kuş şöyle devam etmiş

– Akılsız insanoğlu eğer beni kesmiş olsaydın kursağımda iki yüz elli gram ağırlığın da bir inci bulacaktın o inci senide zengin ederdi. O inci senindi ama kısmetin değilmiş. Öyle bir inci bulacaktın ki, dünyada eşi, benzeri yoktu dedi

Avcı bunu duyunca

-Eyvah ben kendi kendime elimle kendime yazık ettim. Elimdeki talih kuşunu kaçırdım ah benim akılsız kafam diye üzülmeye ve saçını başını yolmaya başlamış

Kuş avcının bu halini görünce

-Be aptal adam biraz önce ben sana ne öğüt verdim. Şu haline bir bak inci elinden gittiyse ne diye üzülüyorsun ben sana elinden kaçırdığın hiç bir fırsata üzülme demedim mi. Sözümü anlamadın mı. Sonra ben sana olmayacak bir söze sakın inanma diye ilk öğüdümü verdim.İnciyi duyunca aklın başından gitti. Benim iki yüz elli gram gelmeyeceğimi bildiğin halde nasıl içimde yüz elli gram inci bulunabilir

Avcı kuşun bu uyarısını dinleyince aklı başına geldi.

-Haydi güzel kuş şu üçüncü öğüdünü de söyle öyle git dedi.

Minik kuş dalın üzerine kondu ve alaycı bir şeklide

– Hayret doğrusu iki öğüdümü çok iyi tuttun da üçüncüsünü mü tutacaksın dedi

Sonra göğün maviliklerine doğru uçtu gitti.