Orman Perisinin Gülleri

orman-perisi-masali.jpg
Orman Perisinin Gülleri Masalı

Yemyeşil ağaçlarla kaplı ormanın birinde genç bir peri yaşarmış. Bu peri çiçeklerden en çok gülleri severmiş. Evinin bahçesinde renk renk güller yetiştirirmiş. Bu güller o kadar taze ve güzellermiş ki gören herkes perinin güllerine hayran kalırmış.

Peri de güllerini çok sever, her sabah onları hem sular hem de onlarla konuşurmuş. Genç peri gülleriyle çok mutluymuş, ama onu üzen bir durum varmış. Peri güllerini çok sevdiği için onların solmalarına dayanamazmış. Güllerin bir süre sonra solması çok doğalmış, fakat genç peri güllerinin solmasına çok üzülüyor, güllerinin hep ilk günkü gibi taze ve diri kalmalarını istiyormuş. Kendi kendine “güllerim hep böyle . güzel kalsa! O zaman hiç mutsuz olmam.” diyormuş. Bir sabah çiçeklerini yine sularken perinin dikkatini sarı renkte bir gül tomurcuğu çekmiş. Bu tomurcuk da diğer gül tomurcukları gibi pek güzelmiş. Fakat rengi diğerlerinden apayrıymış. Çok daha güzel ve değişik bir tondaymış tomurcuğun rengi. Bu yüzden, genç peri sarı tomurcuğa daha . özenli bakmaya başlamış.

Her sabah ona “küçük sarı tomurcuk büyüyecek, kocaman güzel bir gül olacak” diye güzel sözler söylüyormuş. Tomurcuk da bunu anlıyormuş gibi günden güne daha da güzelleşerek büyümüş. Kocaman bir gül olduğunda ise bahçedeki diğer güllerin arasında tıpkı gökyüzündeki güneş gibi ışıldıyor muş. O kadar güzelmiş ki onu görenler sarı güle bakmaya doyamıyorlarmış. Peri de bunun farkındaymış ve çok mutluymuş. Fakat sarı gülün de bir gün solacağını bildiği için, içten içe bir üzüntü duyuyormuş. Aradan bir gün geçmiş, bir hafta geçmiş, bir ay geçmiş. Bu süre içinde bahçedeki bütün güller solmuş, yerlerini yeni tomurcuklara bırakmışlar: güzel, sarı gül dışında! Bir ay geçmesine rağmen sarı gül solmamış, benzersiz güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş. Peri ilk başta bu işe çok şaşırmış fakat yine de sevinçliymiş. Çünkü güllerinin en güzeli solma mışmış.

İyi yürekli peri, her gün onu evinin penceresinden seyrediyor, onu özenle suluyor, ona güzel sözler söylüyormuş. Gel zaman git zaman; peri, bu işten sıkılmaya başlamış. Sarı gül hiç solmuyormuş, fakat bu periye artık mutluluk vermemeye başlamış. Çünkü peri sarı güle dair hiçbir umut taşımıyormuş içinde. Önceden gülleri solduğu vakit, yeni tomurcukların ne zaman çıkacağını merak ederek onlarla sabırla ilgilenir, umutla güllerinin açılacağı zamanı beklermiş.

Fakat şimdi sarı gül hiç solmadığı için böyle düşünceleri kalmamış. Bu da periyi bir zaman sonra mutsuz etmiş. Yetiştirdiği güllerinin solmamasını isteyerek ne kadar yanlış düşündüğünü anlamış. Her şeyi doğal haliyle sevmek en güzeliymiş. Bu yüzden o günden sonra orman perisi, doğadaki her şeyi olduğu gibi kabul etmeye karar vermiş. Orman perisi . uzun yıllar, bahçesinde yetiştirdiği güllerle beraber evinde mutlu bir hayat sürmüş.

Sitemizdeki diğer masalları ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Aslan, Tilki ve Kurt

aslan_kurt_ve_tilki
Aslan, Tilki ve Kurt Masalı

Vakti zamanın birinde aslan, kurt ve tilki arkadaş olmuş. Günlerinin hepsini birlikte geçirir, birlikte avlanır birlikte yemek yerlermiş. Bir arada mutlu mesut yaşarken ormanların kralı aslanın aklını bir düşünce karıştırmaya başlamış. Aslan kendisini çok yüksekte arkadaşlarının çok ama çok üzerinde görüyormuş ve kibirliymiş. Kendisinin ormanlar kralı olduğunu bildiğinden arkadaşları ile aynı yemekleri yemeyeceğine karar vermiş.

Aslan bunları düşünür dururken bir gün harekete geçmek istemiş. Arkadaşları kurt ve tilki ile avlanmaya çıkmışlar. Günün sonu olmuş, avladıklar hayvanlar da bir öküz, bir keçi ve bir de tavşanmış.

Aslan arkadaşları ile birlikte avladıkları bu avlarını bir mağaraya getirmiş. Ardından kurda doğru dönmüş:

Aslan: ‘Kurt kardeş, hadi bakalım avlandığımız yiyecekleri bize bir güzel pay et. Bak karnım da acıkmaya başladı, bir an önce pay yap da yiyelim’ demiş.

Kurt ise aslanın bu sözlerine şaşırmış. Şimdiye kadar avladıkları her şeyi birlikte pişiren bu üç kafadar, yemekleri pişince etrafına oturur ve birlikte yerlermiş. Bu paylaştırma fikrinin nereden çıktığını anlamayan kurt yine de aslana karşı gelmek istememiş:

Kurt: ‘Madem paylaştır diyorsun öyleyse şu öküz senin olsun aslan kardeş. Keçi de benim olsun. Tavşan ise tilki kardeşin olsun’ demiş.

Kurt kendince yemekleri düzgün bölüştürdüğüne inanıyormuş. Ancak sözlerini duyan aslan başlamasın mı bağırmaya, başlamasın mı kükremeye!

Aslan: ‘Bre küstah! Sen kim oluyorsun da yemekleri pay etme gafletine düşüyorsun. Burada ben varken, ormanların kralı varken sana mı düşermiş avları pay etmek’ demiş.

Kurt ne olduğunu anlamadan aslanın aniden gelen pençe darbesi ile kendisini yerde bulmuş.

Aslan siniri geçince bu kez de tilkiye dönmüş:

Aslan: ‘Tilki kardeş, şimdi sıra sende. Öyle aval aval bakma da bir işe yara bakalım, hadi paylaştır şu avları’ demiş.

Tilki biraz düşünmüş, taşınmış. Tilki bu bilirsiniz kurnazdır. İnce eler sık dokur. Ardından aslana cevap vermiş:
Tilki: ‘Ey ormanların kralı! Sen varken pay etmek benim haddim midir, sen söyle! Ama madem emir buyurdunuz, bunu benden istediniz, bana da yapmak düşer. Ben payı ediyorum; tavşan sizin sabah kahvaltınız, öküz öğle yemeğiniz olsun. Keçiyi ise akşam yersiniz aslan kralım’ demiş.

Aslan tilkinin bu sözleri karşısında kabarmış da kabarmış! Tilkinin söyledikleri onun gururunu okşamış. Tilkinin verdiği yanıttan çok hoşlanan aslan hem avları hemen pişirtmiş ve tilki ile birlikte yemiş. Ancak yemek sırasında merak ettiği bir soruyu da tilkiye soramadan geçememiş:

Aslan: ‘Tilki kardeş, sana bir şey soracağım’ demiş.

Tilki hemen hazır olan geçmiş:

Tilki: ‘Buyurun sorun ormanların kralı’ demiş.

Aslan: ‘ Ya sen avları paylaştırdın ya. O paylaştırma benim çok hoşuma gitti. Ancak merak etmedim de değil, sen o kadar güzel paylaştırmayı nereden öğrendin?’

Tilki aslanın bu sorusu karşısında gülümsemiş. Yaptığı paylaştırma kendi işine yaradığı için mutlu olan aslanı görmüş ve onun ne kadar yanlış düşündüğünü düşünmüş. Ancak bu sözlerini aslanın kendisine söyleyemezmiş. Tilki bu ya demiştik sana, kurnazlığı tam kurnazlıktır. Hemen güzel bir cümle ile bitirmiş hikayeyi;

‘Sayın aslanım, ben pay etmeyi kimden mi öğrendim? İşte az önce bir pençe ile öldürdüğünüz şu haddini bilmez kurdun halinden öğrendim’ demiş.

Kısa Masallar, Çocuk Masalları Oku

masal
Kısa Masallar ve Çocuk Masalları Okuma Sitesi

Masal okumak çocukların zihinsel gelişimine doğrudan etki eder. Özellikle okul öncesi ve okul çağındaki çocukların masal okumaları, onların bilişsel, duyuşsal ve sosyal yönlerini geliştir. Yaratıcı düşünme ve hayal becerilerini daha ileri seviyelere taşır.

İnsanoğlu, varoluşundan beri her zaman bir şeyi anlatma ve bir şeyleri öğrenme gereği duymuştur. Sözlü anlatımın ilk dönemlerinden beri çocuklara hikayeler, masallar anlatılagelmiştir. Masallar olağanüstü karakterlerle süslenerek çocukların zihninde kalıcı bir yer edinmiştir. Masallarda anlatılan olağanüstü olaylarla, çocukların günlük hayatında karşılaşabileceği alışılmamış durumlara karşı hazırlıklı olmaları amaçlanır. Örneğin; Keloğlan masallarında Keloğlan ile Dev bir kuyuda karşılaşır. Daha önce kuyuya düşen herkes yalan söylediği için Dev’in gazabına uğrar ama Keloğlan kuyudaki Dev ile karşılaştığında ona doğruları söyler, bu sayede Dev Keloğlan’ı ödüllendirir ve cezalandırılmaz. Bu masalda da en zor durumlarda dahi doğru söylemenin gerekliliği çocuklara öğretilir.

Masallarda daima iyilik, doğruluk, dürüstlük gibi değerler ödüllendirilir. Kıskançlık, kötülük ve zalimlik gibi istenmeyen davranışlar cezalandırılır. Bu sayede çocukların davranışları masallar yoluyla şekillendirilir.

Masalların en önemli özelliği ise evrensel olmalıdır. Dünyanın en ucra köşesinde yazılan bir masalın içerik olarak ülkemizdeki masallardan pek farkı yoktur. Örneğin ezop masalları ve la fontaine masalları yıllarca mevlana masalları ile karıştırılmıştır. Çünkü bu masallarda hayvanlarla ilişkilendirilmiş karakter özellikleri anlatılmıştır. Örneğin; tilkinin kurnazlığı, köpeğin sadık olması, eşeğin düşüncesiz davranması, karıncanın çalışkanlığı gibi özellikler anlatılırken her yerde benzer anlatımların olması normal bir durumdur. Çocuklar için her zaman okunacak ve ders alınacak bir hikaye veya masal bulamayabilirsiniz. Bunun için masal sitemizde Türk ve Dünya klasik masalları arasında sayılabilecek bütün masalları sizlere sunmaya gayret ediyoruz. Olabildiğince çocukları sıkmayacak kısa masallardan oluşmasına gayret gösteriyoruz. Sitemizdeki tüm masallar eğitici ve Türk kültürüne, ahlak değerlerine uygundur. Çocuk hikayeleri ve çocuk masalları sitemize hepinizi bekler, saygılar sunarız.

Kırmızı Başlıklı Kız

kirmizi-baslikli-kiz
Kırmızı Başlıklı Kız Masalı

Bir zamanlar sevimli mi sevimli küçük bir kız varmış, Bu küçük kız hep kırmızı başlıklı bir pelerin giyermiş. Bu yüzden herkes ona kırmızı başlıklı kız
diyormuş. Bir gün küçük kızın annesi :
-“Anneannen hasta yaptığım kurabiyeleri ve şifalı bitkileri ona götürür müsün ? Kırmızı başlıklı kız:
-“Tabi anneciğim demiş ve yola çıkmış . Annesi ona tavşan ormanındaki yoldan ayrılmamasını tembih etmiş. Kırmızı başlıklı kız yolda şarkılar söyleyerek yürüyormuş. Kendi kendine de o ormana niye tavşan ormanı dediklerini hiç tavşan görmediğini düşünüyormuş. Yolda rengarenk bir sürü çiçekler görmüş.

-” Biraz anneanneme çiçek toplayayım çok sevinir. ” demiş. Kırmızı başlıklı kız çiçek toplarken yoldan uzaklaştığının farkına varmamış. O sırada çalıların arkasında bir ses duymuş. Önüne bir kurt atlamış. Kırmızı başlıklı kız çok korkmuş ve elindeki sepeti yere düşürmüş. Kurt hemen dökülen kurabiyeleri toplayıp kırmızı başlıklı kıza geri vermiş. Kırmızı başlıklı kız kurtun bu hareketinden dolayı çok şaşırmış. Kurt kırmızı başlıklı kıza:
– “Nereye gidiyorsun? Küçük kız ”
-“Anneanneme gidiyorum çok hasta ormanın sonundaki sarı evde oturuyor. Bu arada bana herkes kırmızı başlıklı kız der sende öyle diyebilirsin. Kurt :

-“Ben senden önce gidip anneannene haber veriyim sende rahat rahat çiçek topla.” demiş. Bu sırada kurt bir avcının silah seslerini duyup oradan kaçmış. Kırmızı başlıklı kız kaybolduğunu anlayıp ağlamaya başlamış. Kıza yaklaşan avcı kırmızı başlıklı kızın sesini duyup yanına gelmiş.

-“Burada tek başına ne yapıyorsun küçük kız burası çok tehlikeli bende bir süredir buralarda dolaşan bir kurdun peşindeyim.” demiş. Kırmızı başlıklı kız annesinin sözünü dinlemeyip tavşan ormanındaki yoldan ayrıldığına çok pişmanmış ve avcıya kurtla karşılaştığını söyleyememiş.

-“Ormanın sonunda oturan hasta anneanneme kurabiye götürüyordum. Kayboldum.”
-“Seni anneannene bırakayım o zaman demiş. Avcı. Bu arada kurt kestirme yoldan anneannenin evine gelip kapıyı çalmış. Anneanne:

-“Kim o ?
Kurt sesini değiştirip
-” Benim anneanne kırmızı başlıklı kız sana çok lezzetli kurabiyeler ve şifalı bitkiler getirdim.” Anneanne :

-“Kapı açık güzel kızım içeri girebilirsin. ” Kurt açık olan kapıdan içeriye girmiş. Biraz sonra kırmızı başlıklı kız ve avcı anneannenin evine gelmişler. Avcı kırmızı başlıklı kızı anneannesinin evine bırakıp dönmüş. Kız kapıyı çalmış içeriden anneannenin sesi gelmiş.
-“Kim o ?
-“Benim anneanne kırmızı başlıklı kız ”
-“Kapı açık güzel kızım içeri girebilirsin.

Kırmızı başlıklı kız içeriden gelen sesin anneannesinin sesine hiç benzemediğini ama hasta olduğu için sesinin böyle çıkabileceğini düşünüp kapıdan içeri girmiş. Kurt anneannenin geceliğini giyip başlığını ve gözlüklerini takmış yatakta yatıyormuş. İçerisi karanlık olsun, kırmızı başlıklı kız kendisini tanımasın diye bütün perdeleri kapatmış. Kurt:
-” Buralara kadar gelip bana yiyecek getirdiğin için teşekkür ederim. Yaklaş da seni seveyim.” demiş. Kırmızı başlıklı kız sepeti kenara bırakmış ama yatağa fazla yaklaşmamış. Çünkü anneannesi ona farklı görünüyormuş.

-“Senin kolların niye bu kadar uzun anneanne” ?
-“Seni daha iyi kucaklamak için ”
-“Kulakların neden bu kadar büyük ? Peki ”
-“Seni daha iyi duyabilmek için”
-“Gözlerin niye bu kadar kocaman? Peki ”
-“Seni daha iyi görebilmek için”
-“Dişlerin niye bu kadar uzun ve sivri anneanne?

Kurt “Seni daha iyi yiyebilmek için” demiş ve yataktan fırlayıp kırmızı başlıklı kızın üstüne atlamış. Kırmızı başlıklı kız o anda onun yolda karşılaştığı kurt olduğunu anlayıp bağırmaya başlamış
-“İmdaaaat yardım edin. ” Avcı kırmızı başlıklı kızın bağırmalarını duyup hemen eve koşmuş ve kapıdan içeri girerek kurdu yakalamış.
-“Nihayet seni yakaladım. İste artık elimdesin.” Avcı kurdun karnını açmış ve anneanneyi kurtarmış. Kırmızı başlıklı kız avcıya teşekkür etmiş. Avcı :

-“Bir şey değil ama bir daha sakın annenin sözünden dışarı çıkma” demiş. Anneanne kırmızı başlıklı kızın getirdiği kurabiyeleri yemiş. Şifalı bitkileri kaynatıp suyunu içmiş ve hemen iyileşmiş. Kırmızı başlıklı kız bundan sonra kimsenin sözüne kanmayacağına dair anneannesine söz vermiş. Eve dönmek için yola çıkmış. Ormanda neşe içinde şarkılar söyleyerek yürürken tekrar kurda rastlamış. Avcının ormanı temizleme cezası verdiği kurt kırmızı başlıklı kızı görünce yaptığından çok utanmış. Tavşan ormanı yine eskisi gibi tavşanlarla dolu cıvıl cıvıl bir orman olmuş.

Gökten iç elma düşmüş, biri sana, biri bana, biri de masalı yazana..

Keloğlan Masalları? Keloğlan Kimdir? Keloğlan Hakkında

Keloğlan Hakkında

Ünlü bir masal kahramanı olan Keloğlan ilk olarak bize tembel ve yeteneksiz biri gibi gelirken olaylar ilerlerken aslında ne kadar cesur, becerikli ve bir o kadar kurnaz olduğu gözükür. Yaşadıkları olaylardan daima iyi sonuçlarla ayrılan bu kahramanın masallarına Keloğlan Masalları adı verilmiştir.

Yalnız Türk masalları değil daha birçok ülkenin masallarında kendine yer bulmuş olan Keloğlan masalları, adları ve bazı görünüş farklılıkları bulunmaktadır. Ülkeler kendine özgü bir keloğlan yaratmıştır.

Keloğlan Kimdir? Özellikleri Nedir?

Keloğlan yoklukta büyümüş bir delikanlı ve yaşlı annesiyle bir başına hayatını sürdürdüğü bilinmektedir. Diğer masallardaki gibi şehzadelere ya da üstün özellikleri olan karakterlere benzemeyen Keloğlan, cesareti ve iyi kalpliliği sayesinde yoksulluğunu daima es geçmektedir. İlk başlarda hareketsiz çok fazla iş yapma taraftarı olmayan biri olarak gözükürken annesinin iteklemesi ile bir şeyler yapmaktadır. Aptallığı ve hatırlama problemleri yüzünden yapmaya çalıştığı işleri de becerememektedir. Zor durumda kalmış birine ya da hayvana yaptığı yardım sonucunda bazı güçlerin yardımı ile artık talihi tersine dönmüştür. Keloğlan artık varlık sahibi ve güçlü bir insana dönüşürken annesi ile birlikte mutlu yaşamlarını sürerler. Keloğlan masallarında yoksulluktan kurtulup zengin bir hayata geçme, varlık sahibi olma ve güç sahibi olma gibi özlemleri, isteklerine bolca değinilmektedir.

Keloğlan Masallarının Geçmişi

Efsane kahraman olan Keloğlan Türk masallarında iki farklı şekilde anlatılmaktadır. İlk olanı, masalın başından sonuna kadar hiç değişmeyerek, varlık sahibi olduktan sonra da asıl kimliğini korumaktadır. Diğer masallarda ise kel olan Keloğlanın yaptığı bir iyilik sonucunda kellikten kurtulmasını, saçlarının çıkmasını anlatır. Saçlarını kel gibi gözüktürecek maskeler takarak Keloğlan kılığı alan bazı masal karakterleri, masal boyunca bu şekilde devam ederken, gerçek Keloğlanın kurtulması sonucunda olay çözülür. Bu keloğlan türüne ise “Sahte Keloğlan” adı verilmiştir. Keloğlan kılığına girmelerinin çeşitli sebepleri bulunabilmektedir.

Toplumca sevilmiş aynı zamanda herkes tarafından tanınmış olan Keloğlan gerek başına gelen olaylar, gerekse bu olaylar karşısında sergilediği davranışlar ile sevimlilik kazanmıştır. Karagöz ve orta oyunlarda kendine yer bulduğu gibi halk hikâyelerinde de kendinden söz ettirmiştir Keloğlan.  Masallarda yakaladığı ivme kadar olmasa da bu alanlarda da kendinden bolca söz ettirmiştir. Keloğlan masalları Türk halk edebiyatı için de önemi yüksektir. Çoğu araştırmacı da Keloğlan masalları toplayarak bir kitap haline getirmiştir. Tahir Alangu tarafından hazırlanan Keloğlan Masalları kitabı 1967 senesinde yayınlanarak okuyucuları ile buluşmuştur.

Kırmızı Benekli Kelebek

kirmizi-benekli-kelebek_masal

Kırmızı Benekli Kelebek Masalı

O gün dışarı da hava çok sıcaktı. Oya çiçek toplamak için kırlara çıkmıştı. Çiçek toplarken çok yorulduğunu hissetti ve bir ağaca yaslandı derin bir nefes aldı. Ama bir den uyuya kaldı Ve bir rüya gördü.

Rüyasında kırmızı benekli bir kelebek ona şarkı söylüyor ve dans ediyordu. Oya ise bu kelebeğin dans etmesini büyük bir hayran olarak izlemeye başladı. Şarkılarını da can kulağı ile dinledi.

Uykusundan uyandığında ise kırmızı benekli kelebeği göremedi.

Oya hemen eve gidip annesine durumu anlattı, ve ona sordu.

-Anneciğim kırmızı benekli kelebek nerede sordu

Annesi

Ne kelebeği diye sordu.

Oya

Kırmızı benekli güzel bir kelebek.O kelebek bana şarkı söyledi

Oya nın annesi bu duruma güldü

-Sen herhalde bir rüya gördün kırmızı benekli kelebek sadece bir rüya kelebeğidir dedi.

Oya birden onun kanatlarında parlayan yıldızları hatırladı ve sonra

– O kelebek mutlaka gerçek olmalı ben onu bulmaya gideceğim dedi.

Oya bunu ilk önce arkadaşlarına sordu.

-Kırmızı benekli kelebeği gördünüz mü

Arkadaşları

-Hayır öyle bir kelebek olamaz demişler.

Ama oya her yerde kırmızı benekli kelebeği aramaya devam etmiş. Gittikçe bir kartalın yuvasına gelmişti. Kartal orada tek başına oturuyordu.

Oya bütün gün kırmızı benekli kelebeği aramış, ama ona bir türlü ulaşamamış. Sonunda çok geç olmadan evine geri dönmüş fakat çok yorulmuş. Hemen yatmak için odasına gitti ve uyumaya başladı.

Rüyasında kırmızı benekli kelebek oya ya yine dans ediyor ve ona şarkılar söylüyordu.

Oya kelebeğe sordu.

-Bütün gün seni aradım neredeydin

Kelebek bu soruya cevap vermedi. Sonra dans etmeye devam etti.

Sabah olunca oya durumu babasına da anlattı.

Babası da ona

-Sen herhalde bir rüya gömüş olmalısın. Çünkü kırmızı benekli bir kelebek olamaz dedi

Fakat oya diretti

-Ben bu kelebeğin gerçek olduğuna inanıyorum. onu arayıp bulacağım dedi.

Oya daha sonra yine bütün gün kırmızı benekli kelebeği aradı. Ama yine bulamadı. Eve döndüğü zaman çoktan gece olmuştu ve gökyüzünde yıldızlar parlamaya başlamıştı. Oya birden kırmızı kelebeğin kanatlarındaki yıldızları düşündü.

-Eğer uyursam belki yine kırmızı benekli kelebeği görebilirim

Ama o gece rüyasında kırmızı benekli kelebeği göremedi.Bir dere kenarını ve orada yüzen güzel ördekleri gördü.

Ertesi sabah oya hemen dere kenarına doğru yürüdü. Sonra birden bire dans eden ve şarkı söyleyen kırmızı benekli kelebeği gördü Oya hemen sevinç içinde bağırdı.

-Ben senin gerçek bir kelebek olduğunu biliyordum.Benimle arkadaş ol beraber oynayalım demiş

Kelebek hemen oya nın avucuna kondu daha sonra oya onu eve götürdü önce annesine ve sonrada arkadaşlarına gösterdi.

Bir arkadaşların dan biri olan afacan kelebeği avucuna aldı.Ona bir şarkı söyletti daha sonra beraber dans ettiler.

Oya bu yüzden afacana çok kızdı.

-Onun senin ile oynamasına izin veremem çünkü o kelebek benim kelebeğim dedi.

Afacan

Lütfen biraz benimle kalsın diye oyadan rica etti.

Ama oya

-Bu imkansız çünkü o benim kelebeğim dedi ve kelebeği alarak gitti

Oya dere boyunca yürümeye devam etti.Yorulduğu zaman kartalın yuvasına oturdu. Fakat kartal yuvasında yoktu.Oya kelebeğe

-Haydi güzel kelebeğim,Şimdi benim için bir şarkı söyleyip dans et. dedi

Dedi ama kelebek hiç yerinden kıpırdamadı. Bütün gün bir çalının üstünde konup orada durdu.

Oya kelebeği orada bırakıp hemen eve gitti ve annesine olanları anlattı.

Annesi de ona

-Onun arkadaşların ile oynamasına izin vermen lazımdı.Çünkü sevdiğin bir şeyi arkadaşların ile paylaşmayı öğrenmeli ve bunu yapmalısın dedi

Oya annesinin bu sözlerine hak verdi.

-Peki anne haklısın bundan sonra bir kız olacağım ve sevdiğim bir şeyi paylaşacağım. dedi.

Daha sonra hemen kartalın yuvasına gitti.Fakat ne yazık kelebek yerinde yoktu.Herhalde kartal onu yemişti.

Oya bu duruma çok üzüldü ve yaptığı bu kötülükten de çok utandı. Bundan sonra iyi bir kız olacağına dair kendi kendine bir karar verdi

Bir kaç gün sonra oya yine kırda çiçek toplamaya çıktı.Daha sonra da yine bir ağacın altında uyumaya başladı,rüyasında yine o kırmızı benekli kelebeği gördü.Buna çok sevindi.

-Geldiğin için sana çok teşekkür ederim git benim arkadaşlarımla da oyna onlar da şarkı söyleyip dans et dedi.

Kırmızı benekli kelebek ise oya nın dediklerini yaptı

Tilki ile Horoz

tilki-ile-horoz

Tilki ile Horoz Masalı

Akıllı mı akıllı bir horoz, ağacın tepesine tünemiş etrafı izliyormuş. Yoldan geçen kurnaz tilki onu görmüş ve acıkmış karnını doyurmak için bir şeyler uydurmuş aklından. Ağacın altına gelmiş ve “Horoz kardeş! Bütün hayvanlar barışmaya karar verdi duymadın mı?

Duymadıysan da işte geldim, sana haber getirdim. Haydi, in aşağı da öpüşüp barışalım. Gidip kümestekilere de haber veririz, kucaklaşırız. Daha gidip karşı köydeki hayvanlara da müjdeyi vereceğim!” demiş.

Tilki bu sırada, “Ne de güzel bir şey buldum! Şimdi bu aptal horoz ağacın tepesinden inecek ve ben de karnımı bir güzel doyuracağım!” diye geçiriyormuş aklından.

Akıllı horoz, tilkinin ne yapmaya çalıştığını anlamış. Ona yemek olmaya hiç niyeti yokmuş. Aşağıya doğru eğilmiş ve “Tilki kardeş! Bu duruma ne kadar sevindim bilemezsin! Hele buralara kadar gelip bizlere haber vermenden nasıl mutlu oldum anlatamam. Bak, karşıdan iki tane kurt geliyor! Onlar da haber vermek istediler herhalde. Buradan ineyim de hep beraber kutlayalım bu barışı!” demiş.

Tilki, gerçekten kurtlar geliyor mu diye arkasına bile bakmadan “Hoşça kal! Benim gitmem gerek,” demiş ve uzaklaşmış telaşla. Ormanın derinliklerine doğru gitmiş ve gözden kaybolmuş.
Kurnaz tilkiyi alt eden akıllı horoz ise gurulanmış ve olduğu yerden onun gittiği tarafa bakıp kıs kıs gülmüş.